Konu:
Omuz Hastalıkları
Konuk: Acıbadem Kadıköy Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı
Prof. Dr. Osman Güven
Sibel Güneş: Sağlık Raporu'ndan merhaba.. Bugünkü konumuz omuz
hastalıkları. Omuz çıkıkları, omuz eklemindeki sorunlar ve kireçlenme
gibi problemler, hareket güçlüğü ve ağrıyla ortaya çıkıyor. Tenis, yüzme
ve voleybol gibi sporları yapan sporcularda sık görülen omuz hastalıkları,
travmaya bağlı olarak da gelişiyor. Omuz hastalıklarının nedenlerini ve
tedavi yöntemlerini Acıbadem Kadıköy Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji
Uzmanı Prof. Dr. Osman Güven'le konuşacağız. Omuz hastalıklarıyla ilgili
sorularınızı saglik@ntv.com.tr elektronik posta adresimize bekliyoruz.
Bizi 0212 335 42 60 numaralı telefonumuzdan da arayabilirsiniz.
Programımıza hoşgeldiniz Sayın Güven. Omuz hastalıkları belki diz problemleri
kadar insanların çok fazla bilgi sahibi olduğu bir konu değil. Öncelikle
omuz ekleminin işlevlerinden söz eder misiniz? Ve hangi faktörler bu işlevlerin
yerine gelmesine engel oluyor?
Prof. Dr. Osman Güven: Omuz, vücudun en hareketli eklemidir. Çok
geniş bir hareket kabiliyeti vardır. Ve omuzu özellikle kullanan sporlar.
Onun dışında meslek grupları içinde aslında oldukça yaygın omuz sorunları
vardır. Omuzun çok kullanımı dışında, omuzun aşırı kullanılmasa, normal
bir kişide bile doğal süreç içinde oluşabilen bir takım omuz sorunları
vardır. Omuzun yaşlanmasıyla ilgili problemler. Omuzun yine doğuştan olan
anatomik yapısının getirdiği ve yıllar içinde ortaya çıkan bir takım handikaplar,
sık gördüğümüz durumlardır.
Sibel Güneş: Kimleri risk grubuna alabiliriz? Yaş faktörünü, cinsiyet
faktörünü de dikkate alarak kimleri risk grubunda sayabilirsiniz?
Prof. Dr. Osman Güven: Omuz sorunlarını kabaca üç grupta toparlarsak;
bir, omuz insitabilitesi, yani omuzun gevşekliği, çıkmasıyla sonuçlanabilen
hadiseler. İkincisi, omuzun döndürücü kılıf dediğimiz, omuzun temel anatomik
yapılarından biri olan kas grubunun aşınması hastalıkları, ki çok yaygındır.
Gerçekten omuz ağrılarının çok önemli bölümünü teşkil eder. Bir de omuzun
dejeneratif dediğimiz, halk arasında kireçlenme olarak bilinen yaşla ortaya
çıkan sorunlar şeklinde ortaya koyarsak, risk gruplarında özellikle omuz
gevşekliği ve çıkması durumunda, genç erkekler, çok önemli bir risk grubudur.
Zaten omuz çıkıklarının, yarım çıkık veya tamamen çıkık veya tekrarlayan
çıkıklarının hemen hemen yüzde 90'ı bu yaş grubunda, 20-25 yaş ve altında
görülür. Omuzun döndürücü kılıfı dediğimiz, ana fonksiyonunu yapan dördüncü
kılıfının zaman içinde aşınma ve yırtılma sorunlarıysa, genellikle orta
yaş grubunda çıkar. Kadın-erkek ayrımı yoktur. Genellikle her iki cinste
de eşit ortaya çıkar. Ortaya çıkma yaşı da 40 yaş civarıdır. Omuzun kireçlenmeyel
ilgili sorunlarıysa, genellikle daha ileri yaşlarda, 50 yaş ve üstünde
ortaya çıkra. Bir de sporcuları her zaman ayrı bir grup olarak kabul etmek
lazım. Özellikle omuzu çok kullanan özel spor dalları vardır. Ülkemizden
ele alırsak, yüzme, hentbol, basketbol, voleybol gibi sporlarda, tabi
bu omuzu çok yoğun kullanan sporcular yüksek risk grubudur.
Sibel Güneş: Türkiye'de hemen her hastalıkta erken tanıyla ilgili
ciddi sorunlar var. İnsanların doktora gitme sıklığı Türkiye'de yılda
yüzde 2'yi geçmiyor. Omuz hastalıkları için de bir geç tanıdan söz edebilir
miyiz?
Prof. Dr. Osman Güven: Geç tanı söz konusu oluyor. Şöyle; omuz
gerçi mutlaka bulgu verir. Yani, omuz sorunları, demin saydığımız problemlerin
hepsi omuz insitabilitesi veya omuz çıkığı diyelim. Omuz çıkığı oluşmuş
bir insan, genellikle omuzu yerine konulduktan sonra normal yaşamına devam
eder. Omuz çıkığı yüksek bir oranda, özellikle genç erkek grubunu aldığımız
zaman 20-25 yaşın altında yüzde 95 oranında tekrarlar. Buna rağmen insanların
çok uzun yıllar bunu kesin bir çözüme ulaştırmadığını görüyoruz. Bize,
10 yıldır, ne bileyim 100 küsur kez omuzu çıkmış insanların gelmesinden
bunu anlayabiliriz.
Sibel Güneş: Bu insanlar, omuzları çıktığı zaman kendileri mi
oturtuyor yerine? Yoksa hekime gitmek yerine kırık çıkıkçıya gitme eğilimi
hala var mı?
Prof. Dr. Osman Güven: Güzel bir şey ki, son yıllarda çıkıkçıya
gitme oldukça azaldı. Halen var ama oldukça azalmış durumda. Bu çıkıkların
önemli bir yüzdesinin ancak hastanede, doktor tarafından yapılan bir müdahaleyle
yerine konulması gerekiyor. Ama bazı hastalarımızda omuz o kadar artık
çıka çıka gevşek hale geliyor ki, belirli bir hasta grubumuz var, kendisi
bile yerine koyabiliyor bunu. Alışıyor artık, kendi kendine yerine koyuyor.
Ve çok basit hareketlerde çıkabiliyor.
Sibel Güneş: Daha sağlam hale getirilmesi ve tekrar çıkmasının
önlenmesi için hangi ameliyat tekniklerinden yararlanıyorsunuz? Kapalı
cerrahi olarak tarif edilen artroskopinin burada etkin kullanımı söz konusu
mu?
Prof. Dr. Osman Güven: Eğer, omuz birden fazla çıkmışsa, buna
tekrarlayan omuz çıkığı diyoruz. Bizim için ikinci çıkıkla, yüzonikinci
çıkık arasında hiçbir fark yoktur. Çünkü ikisinin de tedavisi ameliyattır,
mutlaka ameliyat olması lazım. Ameliyat sonuçları son derece yüz güldürücüdür.
Hem açık ameliyat, bir de son yıllarda popüler olan artroskopik, yani
kapalı, omuz açılmadan yapılan ameliyat söz konusu. Eğer, en fazla beş
kez çıkmış omuzlarda, daha henüz omuz kapsülü ve omuz anatomik yapıları
iyice bozulmadığından artroskopik olarak yapma imkanımız var. Tabi bu
hastaya birçok avantajlar kazandırıyor. Çok çabuk normal yaşama dönüş.
Rehabilitasyonun çok hızlı olması gibi bir takım avantajlar sağlıyor.
Ama öyle, beş kezden fazla çıkmış, bir takım omuz anatomik yapıları gereğinden
fazla hasar görmüş yapılarda açık ameliyatın sonuçları çok daha yüz güldürücü.
Onlara açık ameliyat uyguluyoruz.
Sibel Güneş: Omuz ekleminin kılıfındaki sorunlara geldiğimizde,
tedavisinde kullandığınız başlıca yöntemler neler? Buralarda ilaç tedavisinin
kullanımı söz konusu mu? Yoksa cerrahi bu problemlerde de devreye giriyor
mu?
Prof. Dr. Osman Güven: Omuz döndürücü kılıfının sorunları, gerçekten
insanlarda omuz ağrısıyla bize başvuran hastalarda, omuz ağrılarının yüzde
80'ini teşkil ediyor. Çok önemli bir grup. Ve bunun da yaklaşık yüzde
80'i aslında konservatif yöntemler dediğimiz tıbbi tedaviyle, ilaç tedavisiyle,
iyi bir fizik tedavi ve rehabilitasyonla, genellikle iyileştirebiliyoruz.
Genellikle bunu üç evrede değerlendiriyoruz. Birinci evre, mutlaka ilaç
tedavisi, fizik tedaviden, istirahatten çok yararlanır ve gayet güzel
tedavi edilebilir, derecede olan problemdir. İkinci evrede ise, yine yüzde
80 oranında konservatif tedaviyle sonuç alıyoruz. Çok dirençli vakalarda,
cerrahi tedavi devreye giriyor. Üçüncü evredeyse, genellikle omuzun döndürücü
kılıfının yırtıkları olduğunda, artık üçüncü evrede, cerrahi tedavi devreye
giriyor. Ameliyatla bu yırtıkları tamir ettiğimiz gibi ayrıca bu yırtığın
oluşmasına neden olan, çoğunlukla bunun altında yatan neden, kemiğin ön
tarafının doğuştan çıkık olması. Veya yaşla bu çıkıntının ilerlemesi.
Bu altta yatan kemik problemleri, patolojileri de ortadan kaldırıyoruz
ki, tekrar olay yinelemesin diye. Bu tür bir ameliyat yapıldığı takdirde
sonuçta yine oldukça rahatlatıcı ve tekrarlama riski hemen hemen çok az
bir sonuç alabiliyoruz.
Sibel Güneş: İnsan bedeninin yaşlanmasına bağlı olarak kireçlenme
probleminin oluşabileceğinden söz ettiniz. Omuzdaki kireçlenmeler de bunun
bir parçası. Bunun dışında travmalar, genel olarak egzersiz yapmamak gibi
davranışlar da kireçlenmeye zemin oluşturabilir mi?
Prof. Dr. Osman Güven: Omuz kireçlenmesi değişik bir durum. Özellikle
kireçlenmenin en sık görüldüğü ve sorun olduğu kalça, diz gibi yük taşıyan
eklemlere nazaran daha az görülüyor. Üçüncü sırada genellikle... Onun
için omuz kireçlenmesi olan hastaların, yük taşıyan bir eklem olmadığı
için, aslında bazen çok ilerlemesine rağmen, hastalarımızın bir çoğu bu
şekilde idare ediyorlar. Kesin bir tedaviye ulaşılmayabiliyor. Genellikle
bize geldiğinde oldukça geç kalmış oluyor. Bunun tedavisinde de tabi yine
kalça ve diz artrozların geç safhasında yapılan tedavi olan omuz protez,
total eklem protezi ameliyatı yapılabiliyor. Yani total omuz protezi ameliyatı
yapılabiliyor.
Sibel Güneş: Yaz mevsimindeyiz ve açık hava sporları çok yaygın.
Okullar kapandığında öğrenciler yaz okullarına devam edecekler. Ve bu
okullarda, bahsettiğiniz bütün omuz açısından riskli sporlar, basketbol,
yüzme, voleybol ve hentbol sıklıkla uygulanıyor. Burada ailelere önerileriniz
neler olabilir? Bu öğrencilerin, eğitim veren veya spora yönlendiren insanların
dikkatli olması gereken konular nelerdir?
Prof. Dr. Osman Güven: Bu tür sporlar gerçekten yazın fazla oluyor.
Burada önemli risk faktörü aşırı kullanımdır. Yani, özellikle kısa bir
dönem içinde, genellikle yaz okullarında aşırı yüklenme, aşırı kullanım,
bunların altında yatan en önemli nedendir. Her zaman yapılan uygulamaların
dışında çok aşırı antrenman programı uygulanırsa, yaz okullarında en çok
omuzları aşırı kullanıma bağlı sorunlar çıkabilir. Her ne kadar çocukların
bu yaş grubu, aslında küçük yaş grubu olsa da... Genç, 15 yaşın altı,
belki çoğu 10 yaşın altı yaş grubu olsa da... bir takım anatomik faktörler,
yani omuz, kemik yapısının... Genellikle üç tip omuz tariflenir. Az çıkıntılı
olan omuz tiplerinde, bu çok erken, genelde 40 yaşında görülebilen omuzun
döndürücü kılıf sorunları gibi sorunlar, aşırı kullanıma bağlı olarak
daha 10-15 yaşındaki çocuklarda bile görülebilir. Ki, yüzücülerde bunu
çok sık görüyoruz.
Sibel Güneş: Genel anlamda yapılacak bir egzersizin omuz eklemine
ayrıca bir katkısı var mı? Travmaya karşılama kapasitesi açısından, bir
artı katkısından söz edebilir miyiz?
Prof. Dr. Osman Güven: Omuz rehabilitasyonu, gerçekten omuz problemlerinde
bizim için çok önemli bir tedavi. Omuz rehabilitasyonu, rehabilitasyon
uzmanlarının da ayrıca özelleştiği bir branş. Hem ameliyat olmamış hastalarda,
hem de omuz ameliyatlarının devamında, omuz rehabilitasyonu mutlaka gerekli.
Ve çok bilinçli bir omuz rehabilitasyonuyla bizim cerrahi sonuçlarımızın
bile çok olumlu olması, daha iyi netice almamız sağlanabilir